Ur (bugünkü Tell el-Muqayyar, Irak), Sümer'in en önemli şehir devletlerinden biriydi ve özellikle MÖ ~2600-2500 civarına tarihlenen "Kraliyet Mezarlığı" ile tanınır. İngiliz arkeolog Leonard Woolley, 1922-1934 arasında yürüttüğü kazılarda, aralarında Kraliçe Puabi'nin mezarının da bulunduğu, zengin altın, lapis lazuli ve gümüş eşyalarla dolu 16 "kraliyet" mezarı buldu. Bu mezarların en çarpıcı ve tartışmalı özelliği, bazılarında kraliyet mensubuyla birlikte, düzenli sıralar hâlinde, muhtemelen zehirlenerek öldürülmüş çok sayıda hizmetkâr ve muhafızın da gömülmüş olmasıydı — bu, erken Mezopotamya'da kraliyet gücünün ölümden sonra bile sürdüğü inancının çarpıcı bir kanıtı. Ur, ayrıca Tevrat'ta Hz. İbrahim'in doğduğu yer olarak anılan "Ur Kasdim" ile geleneksel olarak özdeşleştirilir, ancak bu özdeşleştirme akademik olarak kesin değildir.
- Kraliçe Puabi'nin mezarında bulunan altın baş süsü, küpeler ve kolyeler, Sümer altın işçiliğinin en ince örnekleri arasında sayılıyor.
- "Ur'un Standardı" adlı, kakma teknikle yapılmış kutu biçimli obje, savaş ve barış sahnelerini tasvir eder ve dönem toplum yapısına dair önemli görsel bilgi sunar.
- Ur'daki büyük ziggurat (Nanna/Sin'e, ay tanrısına adanmış), Sümer dini mimarisinin en iyi korunmuş örneklerinden biridir; MÖ 6. yüzyılda Babil Kralı Nabonidus tarafından da restore edilmiştir.
- Şehir, MÖ ~2112-2004 arasında (Üçüncü Ur Hanedanlığı / Ur III dönemi) kısa süreliğine tüm Sümer ve Akad topraklarını birleştiren bir imparatorluğun başkenti oldu.
Puabi'nin Mezarı
Kraliçe (ya da yüksek rütbeli bir rahibe olabileceği de tartışılan) Puabi, başında altın yapraklı bir taç, boynunda çok katlı lapis lazuli ve altın boncuk kolyelerle gömülmüştü. Mezarındaki objelerin zenginliği, dönemin Sümer'inde uluslararası ticaretin (lapis lazuli Afganistan'dan geliyordu) ne kadar geliştiğini gösteriyor.
Toplu "Eşlik" Gömüleri
Bazı mezarlarda, kraliyet mensubunun yanında, düzenli sıralar hâlinde dizilmiş, süslü kıyafetli hizmetkâr ve muhafız iskeletleri bulundu. Woolley, bunların büyük olasılıkla törenle, muhtemelen bir zehirle öldürüldüğünü öne sürdü — 2000'lerdeki yeniden incelemeler (Aubrey Baadsgaard'ın kafatası travma analizi dahil), bazılarının doğrudan travmayla (künt kuvvet) öldürülmüş olabileceğini de gösterdi. Kesin yöntem hâlâ tartışmalı, ama toplu ölümün kasıtlı bir törenin parçası olduğu konusunda geniş kabul var.
Ur'un Standardı
Bu küçük, kakma mozaik kutu, bir yüzünde savaş sahnelerini (savaş arabaları, esirler), diğer yüzünde barış/ziyafet sahnelerini tasvir ediyor — Sümer toplumunun hem askeri hem törensel yaşamına dair, dönem için eşi görülmemiş ayrıntıda görsel bir kayıt sunuyor.
Tevrat'taki "Ur Kasdim"
Tekvin Kitabı, İbrahim'in "Ur Kasdim"den (Keldani Ur'undan) göç ettiğini anlatır. 20. yüzyıl başından itibaren bu, Woolley'nin kazdığı Sümer Ur'u ile özdeşleştirildi ve popüler hâle geldi.
Akademik Temkin
Bazı tarihçiler, "Kasdim" (Keldani) teriminin MÖ 1. binyıla ait bir halkı işaret ettiğini, oysa İbrahim'in geleneksel olarak çok daha erken bir döneme (MÖ 2. binyıl) yerleştirildiğini belirterek, özdeşleştirmenin zaman açısından sorunlu olabileceğini savunuyor. Bazı araştırmacılar alternatif olarak kuzey Mezopotamya'da başka bir "Ur" lokasyonunu öneriyor. Kesin, evrensel bir akademik konsensüs yoktur.
Toplu mezarlardaki ölüm yönteminin kesin niteliği (gönüllü mü, zorla mı, hangi araçla) tam olarak netleşmemiştir. Ur'un Tevrat'taki "Ur Kasdim" ile özdeşleştirilmesi akademik olarak kesinleşmiş değildir.
