Nevali Çori 1983'te tespit edildi. Baraj inşaatının bölgeyi etkileyeceği öngörüsüyle Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Heidelberg Üniversitesi'nden Harald Hauptmann liderliğinde kurtarma kazıları 1983'te başlatıldı. Ekip yalnızca dokuz sezon çalışma imkânı buldu.

Bu dokuz sezon boyunca açılan alan oldukça küçüktü. Buna karşın ortaya çıkan bulgular dünya arkeolojisinin gündemine yerleşti: T biçimli sütunlar, insan kafasını simgeleyen heykel parçaları ve özel ritüel yapısıyla Nevali Çori, Göbeklitepe'den kısmen farklı ama onunla akraba bir Neolitik geleneği gün yüzüne çıkardı.


Nevali Çori'nin en önemli bulgusu, "Cultbau" olarak adlandırılan özel tapınak yapısıdır. Dikdörtgen planlı bu yapı yaklaşık 14x14 metre ölçülerindeydi. Duvarlar boyunca yerleştirilmiş pilasterlerde T biçimli sütunlar yer alıyordu. Yapının ortasında ise iki merkezi sütun yükseliyordu.

Merkezi sütunların üzerinde dikkat çekici kabartmalar bulunmaktaydı. Bunların en ilginci, sütun gövdesinin üst kısmında tasvir edilmiş insan kolları ve elleriydi. Bu antropomorfik (insan biçimli) özellik, Göbeklitepe sütunlarıyla örtüşmektedir.


Nevali Çori'nin buluntuları arasında en dikkat çekeni, gerçekçi insan yüzü taşıyan heykel parçalarıdır. Bunların en önemlisi, bir insan kafasının gerçekçi biçimde işlenmiş taş heykeli olan "Kafası Çıkık Adam" olarak tanınan eserdir.

Bu heykel; net şekilde işlenmiş yüz hatları, belirgin gözler ve titiz taş işçiliğiyle Karahantepe'de 2023'te bulunan 3B insan başı heykelinin öncülü sayılabilir. Yani Neolitik dönem insan heykelciliği, Taş Tepeler bölgesinde en az 10.000 yıllık bir geleneğe sahiptir.


Nevali Çori'nin tapınak yapısında parçalanmış insan kafatasları da bulunmuştur. Bu bulgu, Çayönü'ndeki Kafatası Binası ile örtüşmektedir ve Neolitik dönem Güneydoğu Anadolu'sunda yaygın bir "kafatası kültü" ya da atalar kültü pratiğini düşündürmektedir.

Kafataslarının kasıtlı biçimde kırıldığı gözlemlenmiştir. Bu ritüelin tam olarak ne anlama geldiği tartışmalıdır; ancak ölüm ve ata ruhuyla kurulan ilişkinin somut bir ifadesi olduğu değerlendirilmektedir.


⌛ Kronoloji
DönemTarih | Olay
YerleşimMÖ ~8400–8000 | PPNB erken evre
Alan terk ediliyorMÖ ~8000 | Yerleşim sona eriyor
MS 1983— | Alan tespit ve kazı başlangıcı
MS 1983–1991— | Harald Hauptmann kazıları
MS 1992— | Atatürk Barajı doluyor, alan su altında kalıyor
MS 1993–bugün— | Bulgular Şanlıurfa Müzesi ve Ankara'da

Kurban mı, Atalar Kültü mü?

Kafatası parçaları ritüel kurban pratiğine mi işaret ediyor yoksa bir tür atalar kültüne mi? Çayönü ile paralel bulgular, bölgede geniş çaplı bir kafatası geleneğinin varlığını düşündürmektedir. Ancak kesin yanıt, büyük ölçüde su altında kalan kazılmamış alanlarda yatmaktadır.


Servet Kaya'nın Değerlendirmesi
Nevali Çori hakkında yazarken bir yandan heyecan, bir yandan da derin bir üzüntü hissediyorum. Bu alan, su altına girmeden önce yetersiz süre ve kaynakla kazılabildi. Orada kalanların hiç bilinmeyecek olması, arkeoloji tarihinin en büyük kayıplarından biridir.

Şunu da eklemeliyim: Nevali Çori'nin kısmi bulguları bile, Göbeklitepe ve Karahantepe olmadan çok önce, Taş Tepeler bölgesinde anıtsal tapınak inşaatının yaygın bir pratik olduğunu kanıtlıyordu. Yani Göbeklitepe izole bir mucize değil, bir geleneğin parçasıydı; bu gerçeği en erken ortaya koyan alan Nevali Çori'dir.

---