Hezarfen Ahmed Çelebi Kimdir?
Hezarfen Ahmed Çelebi'nin hayatına dair bilgilerimiz şaşırtıcı derecede sınırlıdır.
Onun adı, 17. yüzyıl Osmanlı dünyasının en büyük seyahat yazarı Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme adlı eserinde geçer. TDV İslâm Ansiklopedisi de açık biçimde Ahmed Çelebi hakkındaki bilgilerin yalnızca Evliya Çelebi'nin anlatısına dayandığını belirtir.
"Hezarfen" kelimesi, çok sayıda fen ve sanattan anlayan kişi anlamında kullanılan bir unvandır. Dolayısıyla Ahmed Çelebi'nin modern anlamda yalnızca bir "havacı" olarak düşünülmesi doğru değildir. Evliya'nın anlatısı onu farklı bilgi alanlarıyla ilgilenen, deney yapan sıra dışı biri olarak sunar.
Ancak elimizde:
- kendi yazdığı bir eser,
- yaptığı kanadın çizimi,
- saray kaydı,
- bağımsız bir tarihçinin tanıklığı,
- maliye veya sürgün belgesi
bulunmamaktadır.
Bu nedenle Ahmed Çelebi'nin tarihsel kişiliği ile etrafında oluşan anlatıyı birbirinden ayırmak gerekir.
Hezarfen Ahmed Çelebi'nin Galata Kulesi'nden Üsküdar'a uçtuğunu anlatan temel kaynak Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme'sidir. Olayı doğrulayan bağımsız çağdaş kayıt bilinmemektedir. Aerodinamik açıdan basit bir planörle süzülme tamamen imkânsız değildir; ancak anlatılan yaklaşık birkaç kilometrelik uçuşun gerçekten gerçekleştiği tarihsel olarak kanıtlanmış değildir.
Evliya Çelebi Ne Anlatıyor?
Evliya Çelebi'nin anlatısına göre Ahmed Çelebi önce Okmeydanı'nda "kartal kanatları"yla denemeler yapar. Rüzgârın etkisini kullanarak birkaç kez havalanır ve deneyim kazanır.
Daha sonra Galata Kulesi'nin tepesine çıkar.
Evliya'ya göre lodosun etkisini kullanarak Boğaz'ı geçer ve Üsküdar'daki Doğancılar Meydanı'na iner.
IV. Murad'ın olayı Sarayburnu'ndaki Sinan Paşa Köşkü'nden seyrettiği söylenir. Padişah, Ahmed Çelebi'yi bir kese altınla ödüllendirir. Fakat ardından bu kadar yetenekli bir kişinin tehlikeli olabileceğini düşünerek onu Cezayir'e sürgün eder.
Hikâyenin en dramatik kısmı da budur.
Ancak bu anlatının bütün ayrıntıları aynı tek kaynaktan gelir.
Evliya Çelebi Güvenilir Bir Kaynak mı?
Evliya Çelebi son derece önemli bir tarihsel kaynaktır.
- yüzyıl Osmanlı dünyasının şehirleri, toplumları, dilleri, gelenekleri, yolları, mimarisi ve gündelik hayatı hakkında benzersiz bilgiler verir.
Fakat Seyahatnâme modern anlamda bir arşiv raporu değildir.
Evliya:
- doğrudan gözlem,
- duyduğu rivayet,
- şehir efsanesi,
- mizah,
- abartı,
- olağanüstü hikâye
gibi farklı anlatı biçimlerini eserinde yan yana kullanır.
Bu yüzden tarihçiler Evliya'nın verdiği her bilgiyi aynı kesinlik derecesinde kabul etmez.
Bir şehirdeki caminin tarifini başka kaynaklarla doğrulayabiliriz. Bir devlet görevlisinin atanmasını arşiv belgeleriyle karşılaştırabiliriz. Fakat yalnızca Evliya'nın anlattığı sıra dışı bir uçuş olayında aynı kontrol imkânına sahip değiliz.
Olay Neden Başka Kaynaklarda Yok?
Hezarfen anlatısının en önemli problemlerinden biri budur.
Bir insanın 17. yüzyılda Galata Kulesi'nden kalkıp Boğaz'ı geçmesi son derece sıra dışı bir olay olurdu.
Üstelik anlatıya göre:
- padişah olayı görüyor,
- saray ödül veriyor,
- kişi daha sonra sürgün ediliyor.
Böyle bir olayın saray kroniklerinde, resmi kayıtlarda, başka Osmanlı tarihçilerinde veya İstanbul'daki yabancı elçilik raporlarında iz bırakması beklenebilir.
Bugüne kadar hikâyeyi Evliya'dan bağımsız biçimde doğrulayan güçlü bir çağdaş kaynak bilinmemektedir.
Bu sessizlik, uçuşun kesinlikle olmadığını kanıtlamaz; fakat tarihsel güvenilirlik açısından ciddi bir sorundur.
Galata Kulesi'nden Doğancılar'a Uçmak Fiziksel Olarak Mümkün mü?
Burada tarih ile aerodinamiği birbirinden ayırmak gerekir.
Bir insanın kuş gibi kanat çırparak birkaç kilometre uçması, insan kas gücüyle gerçekçi değildir.
İnsan vücudu, kuşların uçuş anatomisine sahip değildir. Kanat çırparak yeterli kaldırma ve itme üretmek son derece zordur.
Fakat bir planör gibi süzülmek farklı bir meseledir.
Yüksek bir noktadan uygun kanat yüzeyi, rüzgâr yönü, kaldırma oranı ve aerodinamik denge sağlanırsa motorsuz süzülme mümkündür.
TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki değerlendirme de, olay fiziksel olarak düşünülecekse bunun kanat çırpma değil, planöre benzeyen bir süzülme biçimi olması gerektiğini belirtir.
Galata Kulesi Yeterince Yüksek miydi?
Galata Kulesi deniz seviyesine göre önemli bir yükseklikte bulunur.
Ancak Doğancılar yönüne yapılacak birkaç kilometrelik uçuş için yalnızca yüksekten atlamak yeterli değildir.
Bir planörün belirli bir süzülme oranına sahip olması gerekir.
Örneğin 1:10 süzülme oranı, ideal koşullarda her 1 metre irtifa kaybında yaklaşık 10 metre yatay ilerleme anlamına gelir.
İlkel bir kanadın yeterince hafif, sağlam, aerodinamik olarak dengeli ve pilot tarafından kontrol edilebilir olması gerekir.
- yüzyıl teknolojisiyle kaba bir süzülme düzeneği yapmak teorik olarak düşünülebilir. Fakat Evliya'nın anlattığı kadar uzun ve kontrollü bir uçuşun başarılı olması son derece zor bir mühendislik problemidir.
Lodos Uçuşa Yardım Eder miydi?
Evliya'nın özellikle lodosu belirtmesi dikkat çekicidir.
Rüzgâr, bir planörün yer üzerindeki hareketini ciddi biçimde etkileyebilir.
Ancak "arkadan güçlü rüzgâr varsa uçuş kolaydır" gibi basit bir denklem doğru değildir.
Bir kanadın havada kalabilmesi için hava hızına ihtiyacı vardır. Türbülans, rüzgâr yön değişimleri ve Boğaz çevresindeki hava hareketleri ilkel bir planör için son derece tehlikeli olabilir.
Bu nedenle meteorolojik ayrıntı hikâyeyi ilginç hale getirir, fakat doğrulamaz.
"Kartal Kanatları" Gerçek Kanat mıydı?
Evliya'nın ifadesi farklı biçimlerde yorumlanabilir.
Bu ifade kartal kanatlarına benzeyen bir düzenek, kuş anatomisinden esinlenilmiş yapay kanatlar veya edebî bir benzetme olabilir.
Elimizde aracın çizimi veya teknik açıklaması olmadığı için hangi malzemelerin kullanıldığını bilmiyoruz.
Ahşap iskelet, kumaş veya deri gibi malzemeler düşünülebilir, fakat bunlar tarihsel belge değil modern tahminlerdir.
IV. Murad Gerçekten Hezarfen'i Sürgün Etti mi?
Hikâyenin en popüler kısmı budur.
Evliya'ya göre IV. Murad önce Ahmed Çelebi'yi ödüllendirir, sonra yeteneğinden korkarak Cezayir'e yollar.
Bu dramatik sahne karakter açısından IV. Murad imgesiyle kolayca birleşir: güçlü, sert ve kontrolcü bir hükümdar; karşısında alışılmadık yetenekli bir kişi.
Fakat sürgün olayını doğrulayan bağımsız kayıt bilinmemektedir.
Bu yüzden "IV. Murad Hezarfen'i kesin olarak Cezayir'e sürdü" yerine "Evliya Çelebi, IV. Murad'ın onu Cezayir'e sürdürdüğünü anlatır" demek daha doğrudur.
Hezarfen İlk Uçan İnsan mıydı?
Bu da problemli bir ifadedir.
İnsanlık tarihinde uçma denemeleri Hezarfen'den çok daha eskidir.
Çin'de uçurtmalar, kontrollü düşüş denemeleri ve çeşitli uçuş hikâyeleri vardır.
Endülüs'te Abbas İbn Firnas'ın 9. yüzyılda bir uçuş denemesi yaptığına ilişkin daha geç kaynaklar bulunur.
Rönesans döneminde Leonardo da Vinci uçuş makineleri üzerine çizimler yaptı.
Dolayısıyla "Hezarfen tarihte ilk uçan insandır" demek tarihsel açıdan güvenli değildir.
Daha doğru ifade: Osmanlı kültüründe insan uçuşu fikrinin en ünlü anlatı kahramanıdır.
Lagari Hasan Çelebi Hikâyesi Neden Önemli?
Evliya Çelebi aynı dönem için başka bir olağanüstü havacılık hikâyesi daha anlatır.
Lagari Hasan Çelebi'nin barutla çalışan bir roket benzeri düzenekle havaya yükseldiğini, daha sonra kanatlarla denize indiğini söyler.
Bu iki hikâyenin aynı eserde ve benzer olağanüstü anlatı bağlamında bulunması önemlidir.
Bir ihtimal, 17. yüzyıl İstanbul'unda gerçekten hava gösterileri, paraşüt benzeri denemeler veya eğlence amaçlı teknik performanslar yapılmış olabilir.
Başka bir ihtimal ise Evliya'nın gerçek gösterileri zamanla büyüyen rivayetlerle birleştirmiş olmasıdır.
Tarihçiler Neden Kesin "Olmadı" Demiyor?
Çünkü tarihsel yöntem, kanıt eksikliğini olayın imkânsızlığıyla karıştırmamalıdır.
Elimizde yalnızca tek kaynak olması, olayın otomatik olarak yanlış olduğu anlamına gelmez.
Fakat olağanüstü bir iddia için daha güçlü kanıt gerekir.
Bugünkü durumda üç olasılık vardır:
- Uçuş büyük ölçüde Evliya'nın anlattığı gibi gerçekleşti.
- Daha kısa veya başarısız bir süzülme denemesi zamanla büyütüldü.
- Hikâye büyük ölçüde edebî ve folklorik bir anlatıdır.
Mevcut belgeler bu üç ihtimal arasında kesin seçim yapmamıza izin vermiyor.
Hezarfen hikâyesi “kanıtlanmış havacılık başarısı” şeklinde sunulmamalıdır. Fakat hiçbir tarihsel çekirdeği olmayan tamamen uydurma bir masal olduğu da kesin olarak gösterilemez. En güvenli ifade, uçuşun Evliya Çelebi'nin tekil anlatısına dayanan ve bağımsız kaynaklarla doğrulanamayan bir rivayet olduğudur.
Yanlış Bilinenler
Yanlış: Hezarfen'in uçuşunu anlatan çok sayıda Osmanlı belgesi vardır.
Doğrusu: Temel kaynak Evliya Çelebi'dir.
Yanlış: Hezarfen kuş gibi kanat çırparak uçtu.
Doğrusu: Böyle bir insan uçuşu fiziksel olarak gerçekçi değildir. Eğer tarihsel çekirdek varsa, süzülme benzeri bir hareket düşünmek daha mantıklıdır.
Yanlış: IV. Murad'ın sürgün emri arşivde bulundu.
Doğrusu: Hikâye Evliya'nın anlatısına dayanır.
Yanlış: Hezarfen kesin olarak dünyanın ilk pilotudur.
Doğrusu: İnsan uçuşuna ilişkin daha eski deney ve rivayetler vardır.
Kronoloji
Sonuç: Hezarfen Bir Tarihsel Figürden Çok, Bir Kaynak Problemi
Hezarfen Ahmed Çelebi hakkında en önemli mesele "uçtu mu, uçmadı mı?" sorusundan biraz daha büyüktür.
Bu hikâye bize tarihçinin kaynaklarla nasıl çalıştığını gösterir.
Evliya Çelebi çok değerli bir kaynaktır; fakat tek bir olağanüstü anlatı, bağımsız kanıt olmadan kesin tarihsel gerçek haline getirilemez.
Aerodinamik açıdan süzülme fikri bütünüyle imkânsız değildir.
Fakat Galata Kulesi'nden kalkıp Doğancılar'a başarıyla inildiğini tarihsel olarak kanıtlayamıyoruz.
Hezarfen'in hikâyesi bu nedenle hem Osmanlı kültür tarihinin hem de tarihsel eleştiri yönteminin en ilginç örneklerinden biridir.
- Lagari Hasan Çelebi Gerçekten Roketle Uçtu mu?
- Evliya Çelebi'nin Anlattığı Olağanüstü Olaylar
- Piri Reis Amerika'yı Nasıl Çizdi?
- Osmanlı'da Bilim ve Teknoloji
