Büyük İskender, MÖ 323'te Babil'de öldü; antik kaynaklara göre bedeni önce Memphis'e, ardından İskenderiye'ye taşındı ve burada, Ptolemaios hanedanı döneminde inşa edilen görkemli bir mozole ("Soma" veya "Sema" olarak anılan) içinde sergilendi. Antik Yunan ve Roma kaynakları (Strabon, Suetonius, Cassius Dio) mezarın MS 1.-3. yüzyıllara kadar ziyaret edilebildiğini doğruluyor — hatta Roma İmparatoru Augustus'un ziyaret ettiği kayıtlıdır. Ancak mezarın MS 3.-4. yüzyıldan sonraki izleri kayboluyor; muhtemelen İskenderiye'deki depremler, sel baskınları ve şehrin yeniden inşa süreçleri sırasında yok oldu veya bugün hâlâ şehrin altında, keşfedilmemiş durumda.
- 140'tan fazla farklı arkeolojik "keşif iddiası" bugüne kadar öne sürüldü, hiçbiri bağımsız olarak doğrulanamadı.
- İskenderiye'nin modern şehir yapısının antik kent üzerine inşa edilmiş olması, kazı çalışmalarını ciddi şekilde zorlaştırıyor.
- Bazı araştırmacılar mezarın hâlâ İskenderiye'de olduğunu, bazıları ise Siva Vahası'ndaki (Mısır) bir tapınakla ilişkilendiriyor — bu ikinci teori akademik olarak zayıf kabul ediliyor.
- Deniz seviyesindeki değişimler ve depremler nedeniyle antik İskenderiye'nin bir kısmı bugün kıyı açıklarında su altındadır — bu da mezarın su altında olma ihtimalini gündeme getiriyor.
Ptolemaios Döneminde İnşa
İskender'in generallerinden Ptolemaios I Soter, İskender'in bedenini İskenderiye'ye getirterek burada büyük bir anıt mezar inşa ettirdi. Bu mezar, şehrin en önemli ziyaret ve hac noktalarından biri hâline geldi; Julius Caesar ve Augustus gibi Roma liderlerinin ziyaret ettiği kayıtlıdır.
Kayboluşun Olası Nedenleri
MS 3. yüzyıldan sonra mezara dair doğrudan kaynak referansları azalıyor. Bu dönemde İskenderiye, çeşitli iç karışıklıklar, depremler (özellikle MS 365 depremi ve tsunamisi) ve şehrin fiziksel yapısındaki değişimlerle sarsıldı — mezarın bu süreçlerden birinde hasar görüp unutulmuş olabileceği düşünülüyor.
Modern Arama Çabaları
- ve 21. yüzyılda çok sayıda arkeolog ve amatör araştırmacı, İskenderiye'de ve çevresinde (Siva Vahası dahil) mezarı aramaya devam etti. Yunan arkeolog Liana Souvaltzi'nin 1990'larda Siva'da "İskender'in mezarını buldum" iddiası, akademik camiada büyük ölçüde reddedildi — bulunan yapının Yunan mimari standartlarıyla uyuşmadığı belirtildi.
| İddia | Kaynak | Akademik Durum |
|---|---|---|
| Mezar hâlâ İskenderiye'de, keşfedilmeyi bekliyor | Çoğu Mısırbilimci | En geniş kabul gören görüş; modern şehrin altında kalmış olabilir |
| Mezar Siva Vahası'nda bulundu | L. Souvaltzi, 1995 | Akademik camiada büyük ölçüde reddedildi |
| Mezar deniz altında | Bazı araştırmacılar | İskenderiye kıyısının bir kısmı gerçekten su altında (Kleopatra sarayı kalıntıları gibi), ama İskender'in mezarının orada olduğuna dair doğrudan kanıt yok |
| Venedik'teki Aziz Markos kalıntıları aslında İskender'e ait | Bazı alternatif teoriler | Ciddiye alınan bir azınlık hipotezi, ama doğrudan kanıtı yok |
İskenderiye'nin modern şehir yapısı, antik kentin büyük kısmının sistematik olarak kazılmasını fiilen imkânsız kılıyor; bu nedenle mezarın kesin olarak "bulunamadığı" değil, "aranmasının son derece zor olduğu" söylenmelidir.