Efsanevi Bir Kariyerin Son Görevi
Piri Reis, dayısı Kemal Reis ile birlikte katıldığı deniz seferlerinden edindiği tecrübeyle, Akdeniz'in en saygın denizcilerinden biri hâline gelmişti; 1525'te Süveyş'te kurduğu deniz üssü ve 1521'de tamamladığı, dünyanın en eski dünya haritalarından biri olan Kitab-ı Bahriye ile, hem askeri hem bilimsel açıdan, Osmanlı'nın en değerli isimlerinden biriydi. 1547'de Süveyş donanmasının kaptanlığına atanan Piri Reis, 1549'da Aden'i fethederek, Hint Kaptan-ı Deryası unvanını kazandı.
Piri Reis, 1552'de, Basra Körfezi'ndeki stratejik Hürmüz Kalesi'ni ele geçirmek amacıyla bir sefere çıktı, ama kuşatmayı belirli bir süre sonra kaldırıp, donanmasının büyük kısmını Basra'da bırakarak, sadece ganimet yüklü birkaç kadırgayla Mısır'a döndü. Bu geri çekiliş, kendisiyle husumeti bulunan Basra Valisi Kubad Paşa tarafından, İstanbul'a, "donanmayı kaderine terk etmek" ve "ülkenin itibarını zedelemek" şeklinde bildirildi; bazı kaynaklara göre, Kubad Paşa, Piri Reis'i, Portekizlilerden rüşvet alarak kuşatmayı kaldırmakla da suçladı. Mısır'a vardığında, Mısır Valisi tarafından tutuklanan Piri Reis, İstanbul'a bildirildi, ve Kanuni Sultan Süleyman'ın fermanı üzerine, 1553'te (bazı kaynaklara göre 1554'te), Kahire'de boynu vurularak idam edildi. İdam edildiğinde 80 yaşının üzerindeydi, ve terekesine devletçe el konuldu; mezarının yeri bilinmiyor.
Hürmüz Seferi ve Geri Çekiliş
1552'de, 850 asker, 2000 civarı mürettebat, 25 kadırga ve 4 kalyonla Süveyş'ten yola çıkan Piri Reis, Maskat'ı ele geçirdikten sonra, Basra Körfezi girişindeki stratejik Hürmüz Kalesi'ni kuşattı. Ancak, Portekiz donanmasının bölgeye yaklaştığı haberini alınca, kuşatmayı kaldırarak Basra'ya çekildi. Basra'da, kendisiyle husumeti bulunan Vali Kubad Paşa'dan yardım istedi, ama Kubad Paşa, Piri Reis'i, "Müslümanlara zulmedip mallarını yağmalamak"la suçlayarak, ona kürekçi ve destek vermeyi reddetti.
Rüşvet mi, Görev İhmali mi? Tarihçiler Arasındaki Tartışma
Piri Reis'in idam gerekçesine dair, dönemin tarihçileri arasında bile bir uzlaşı yoktu. Tarihçi Peçevi, rüşvet iddiasına eserinde yer verirken, kendisi bu iddia üzerine bir yorum yapmadı; Kâtip Çelebi de benzer şekilde, idam gerekçesi üzerine doğrudan bir görüş belirtmedi. Buna karşılık, Celalzade Mustafa ve Gelibolulu Mustafa Ali gibi tarihçiler, Piri Reis'in, Portekizlilerden rüşvet aldığı için idam edildiği kanısını yansıttı.
Modern araştırmacılar, Kubad Paşa'nın, Piri Reis'e yönelik şikayetinin, tamamen tarafsız bir değerlendirme olup olmadığını sorguluyor — dönemin kaynakları, ikisi arasında, önceden var olan bir husumetin bulunduğunu belirtiyor. Bu, çok karmaşık yerel iktidar mücadelelerinin geçerli olduğu bir bölgede ve dönemde, rüşvet iddiasının gerçekliğinin şüpheli olabileceğini, ve idam kararının, sadece askeri bir başarısızlıktan değil, aynı zamanda, saray içi/bölgesel rekabetlerden de etkilenmiş olabileceğini düşündürüyor.
Kâtip Çelebi'nin Aktardığı İdam Sahnesi
Tarihçi Kâtip Çelebi, Piri Reis'in idamını şöyle aktarır: "Piri Reis Mısır'a vardıkta, vali-i Mısır mezburu habs ve der-i devlete arz eyleyip, katline ferman varit olıcak, Divan-ı Mısır'da boynu vuruldu. Bi-hak malı çıkup miriye zaptolundu." Bu kısa, resmi ifade, dönemin, önemli bir devlet adamının idamını bile, ne kadar sade, bürokratik bir dille kaydedebildiğini gösteriyor.
Yanlış Bilinenler
Yanlış: Piri Reis'in idam gerekçesi, tüm tarihçiler tarafından aynı şekilde kabul edilir.
Doğrusu: Rüşvet, görev ihmali ve donanmayı terk etme gibi, farklı gerekçeler, farklı tarihçiler tarafından öne sürülüyor.
Yanlış: Piri Reis, genç yaşta, kariyerinin başında idam edildi.
Doğrusu: İdam edildiğinde 80 yaşının üzerindeydi, uzun, başarılı bir kariyerin ardından.
Yanlış: Kubad Paşa'nın şikayeti, tarafsız bir değerlendirmeydi.
Doğrusu: İkisi arasında, önceden var olan bir husumet olduğu biliniyor.
Kronoloji
Sonuç: Bir Kariyerin Zirvesinden İdam Sehpasına
Piri Reis'in idamının hikâyesi, Osmanlı bürokrasisinde, en büyük başarıların bile, tek bir askeri geri çekiliş ya da bir rakiple yaşanan husumet nedeniyle, ne kadar hızlı bir şekilde, trajik bir sona dönüşebildiğini gösteren, çarpıcı bir tarihsel örnektir. Kesin gerekçe konusundaki belirsizlik, bize, tarihsel olayları değerlendirirken, tek bir kaynağa değil, birden fazla, birbiriyle çelişebilen kaynağa dikkatle bakmamız gerektiğini hatırlatıyor.
- Hazerfen Ahmed Çelebi Efsanesi: İdam mı, Sürgün mü?
- Milli Mücadelede Antep
- Gaziantep'in Kuruluşu: Tek Bir Tarihin Değil, Binlerce Yılın Hikâyesi
- Rumkale'nin Tarihsel Kronolojik Yerleşimi
