Dünya'nın Küre Olduğu Ne Zamandan Beri Biliniyordu?
Dünya'nın şekli üzerine fikirler antik çağda gelişti.
MÖ 4. yüzyılda Aristoteles, Dünya'nın küresel olduğuna ilişkin gözlemler sundu.
Bunların arasında Ay tutulmalarında Dünya'nın Ay üzerine düşen gölgesinin dairesel olması ve kuzey-güney yönünde seyahat edildiğinde görünen yıldızların değişmesi vardı.
Daha sonra Eratosthenes, MÖ 3. yüzyılda Güneş'in farklı şehirlerdeki gölge açılarını kullanarak Dünya'nın çevresini şaşırtıcı derecede iyi hesapladı.
Dolayısıyla küresel Dünya fikri Kolomb döneminde ortaya çıkmış yeni bir keşif değildi.
Hayır. Orta Çağ'ın eğitimli çevrelerinde Dünya'nın küresel olduğu yaygın biçimde biliniyordu. Aristoteles, Batlamyus, Macrobius, Bede ve Thomas Aquinas gibi farklı dönemlerden yazarlar küresel Dünya modelini kullanıyordu. Düz Dünya'yı savunan bazı geç antik ve Orta Çağ yazarları vardı; ancak bunlar baskın bilimsel görüşü temsil etmiyordu.
Antik Bilgi Orta Çağ'da Kayboldu mu?
Tamamen kaybolmadı.
Batı Roma İmparatorluğu'nun çözülmesiyle bazı klasik bilimsel metinlere erişim azaldı.
Fakat temel kozmolojik bilgiler Roma yazarları, kilise bilginleri, manastır eğitim sistemi ve daha sonra İslam dünyasından yapılan çeviriler aracılığıyla varlığını sürdürdü.
Macrobius'un eserleri Orta Çağ boyunca okundu.
Bede gibi 8. yüzyıl bilginleri Dünya'yı küresel olarak ele aldı.
- yüzyıldan itibaren Aristoteles ve Batlamyus'un eserleri Latin Avrupa'da daha geniş biçimde incelenmeye başladı.
Kilise Dünya'nın Düz Olduğunu mu Öğretiyordu?
Bu genelleme doğru değildir.
Orta Çağ Hıristiyan düşüncesinde Dünya'nın küresel olması teolojik açıdan genel bir problem değildi.
Thomas Aquinas, Summa Theologiae'de astronom ile doğa filozofunun Dünya'nın küreselliğini farklı yöntemlerle gösterebileceğini örnek olarak kullanır.
Bu ayrıntı çok önemlidir.
- yüzyılın en etkili Hıristiyan düşünürlerinden biri, Dünya'nın küresel oluşunu tartışmalı bir sapkın fikir olarak değil, bilinen bir örnek olarak kullanmaktadır.
Peki Cosmas Indicopleustes Kimdi?
Düz Dünya tartışmalarında adı en sık geçen kişilerden biri 6. yüzyılda yaşamış Cosmas Indicopleustes'tir.
Cosmas, Christian Topography adlı eserinde Dünya'yı kutsal çadır modeline benzeyen farklı bir kozmolojiyle açıklamaya çalıştı.
Onun modeli küresel Dünya anlayışına karşıydı.
Fakat Cosmas'ın varlığı, bütün Orta Çağ'ın düz Dünya'ya inandığını göstermez.
Tam tersine, tarihçilerin vurguladığı nokta onun görüşünün eğitimli kozmoloji geleneğinde marjinal kalmış olmasıdır.
Isidore of Seville Dünya'yı Düz mü Sanıyordu?
Bu konu daha karmaşıktır.
Bazı erken Orta Çağ yazarlarının kullandığı “dünya dairesi”, “orbis terrarum” veya dairesel dünya haritaları modern okuyucuyu yanıltabilir.
Fakat dairesel bir harita, haritacının Dünya'yı düz bir disk olarak düşündüğünü zorunlu olarak göstermez.
Bugün de küresel Dünya'yı düz bir kâğıt üzerinde harita olarak gösteriyoruz.
Orta Çağ mappae mundi'leri çoğu zaman coğrafi ölçekli navigasyon haritası değil teolojik, tarihsel ve sembolik dünya tasvirleridir.
Bu nedenle haritanın biçiminden kozmolojik inancı doğrudan çıkarmak hatalıdır.
Orta Çağ Üniversitelerinde Ne Öğretiliyordu?
Orta Çağ üniversitelerinde astronomi, quadrivium geleneğinin parçasıydı.
Özellikle Johannes de Sacrobosco'nun 13. yüzyılda yazdığı De sphaera mundi adlı eser, yüzyıllar boyunca temel astronomi kitabı olarak kullanıldı.
Eserin adındaki “sphaera” zaten küresel kozmolojiyi açıkça gösterir.
Sacrobosco, Dünya'nın küreselliğini açıklayan klasik argümanları aktarır.
Bu eser matbaanın icadından sonra da defalarca basılmıştır.
Dolayısıyla Kolomb'dan önceki Avrupa eğitim dünyasında küresel Dünya bilgisi sıradan bir akademik bilgiydi.
Kolomb'un Karşısındakiler Ne Tartışıyordu?
Kolomb hikâyesinin en büyük yanlışlarından biri budur.
Kolomb'un batıya giderek Asya'ya ulaşabileceği fikrine itiraz eden eğitimli kişilerin temel sorunu Dünya'nın şekli değildi.
Sorun Dünya'nın büyüklüğü ve batıya gidilecek mesafe idi.
Kolomb Dünya'nın çevresini gerçekte olduğundan çok daha küçük hesaplıyordu.
Ayrıca Asya'nın doğuya doğru uzanımını olduğundan büyük düşünüyordu.
Bu iki hata sonucunda Japonya ve Asya kıyılarına batıdan ulaşmanın çok daha kısa süreceğine inanıyordu.
Rakip hesaplar ise okyanusun çok daha geniş olduğunu gösteriyordu.
İronik biçimde:
Kolomb Dünya'nın küre olduğu konusunda değil, büyüklüğü konusunda yanılıyordu.
Amerika kıtaları arada bulunmasaydı seferin lojistik hesabı son derece problemli olacaktı.
İnsanlar Kolomb'un Kenardan Düşeceğini mi Düşündü?
Bu sahne modern popüler kültürün ürünüdür.
Kolomb'un karşısındaki din adamlarının “Batıya gidersen Dünya'nın kenarından düşersin” dediğini gösteren güvenilir çağdaş kayıt yoktur.
Bu hikâyenin yaygınlaşmasında Washington Irving'in 1828'de yayımlanan romantikleştirilmiş Kolomb biyografisinin önemli rol oynadığı kabul edilir.
Irving tarih ile edebiyatı karıştıran dramatik bir anlatı kurdu.
- yüzyıldaki bilim-din çatışması söylemi de “karanlık Orta Çağ düz Dünya'ya inanıyordu” fikrini güçlendirdi.
Düz Dünya Efsanesi Ne Zaman Ortaya Çıktı?
Tarihçi Jeffrey Burton Russell, Inventing the Flat Earth adlı çalışmasında modern düz Dünya efsanesinin özellikle 19. yüzyılda güçlendiğini savundu.
Bu dönemde bazı yazarlar tarihi:
- din = cehalet,
- bilim = ilerleme
şeklinde basit bir çatışma olarak anlatmayı tercih etti.
Kolomb hikâyesi bu anlatı için mükemmel görünüyordu:
Kahraman bilim insanı yuvarlak Dünya'yı biliyor, gerici kilise ise düz Dünya'da ısrar ediyordu.
Sorun, tarihsel belgelerin bu dramatik çatışmayı desteklememesidir.
Orta Çağ'da Herkes Bilim İnsanı mıydı?
Hayır.
Burada başka bir aşırı genellemeden kaçınmak gerekir.
“Eğitimli Orta Çağ yazarları Dünya'yı küresel kabul ediyordu” demek, “Avrupa'daki her köylü Dünya'nın geometrisini biliyordu” anlamına gelmez.
Orta Çağ nüfusunun büyük bölümü okuryazar değildi.
Sıradan insanların kozmolojik görüşleri hakkında çok daha az kaynağımız vardır.
Bu nedenle tarihçiler genellikle eğitimli ve yazılı gelenek hakkında konuşur.
Küre Denince Modern Gezegen Modeli mi Anlaşılıyordu?
Hayır.
Orta Çağ insanlarının Dünya'nın küresel olduğunu bilmesi, modern astronomiye sahip oldukları anlamına gelmez.
Yaygın kozmoloji jeosantrikti.
Yani Dünya evrenin merkezinde duruyor, Güneş, Ay, gezegenler ve yıldız küresi onun çevresinde dönüyordu.
Dünya'nın şekli ile evrendeki konumu farklı sorulardır.
Bir kişi Dünya'nın küre olduğuna inanıp, Dünya'nın evrenin merkezi olduğunu da düşünebilirdi.
Nitekim Orta Çağ'ın temel modeli buydu.
Orta Çağ'da Dünya'nın küresel olduğunun bilinmesi, Kopernik veya modern astrofizik anlayışının var olduğu anlamına gelmez. Dünya genellikle evrenin merkezinde hareketsiz bir küre olarak kabul ediliyordu.
Haritalar Neden Düz?
Bu soru bugün bile sık sorulur.
Çünkü harita düz yüzeyde yapılır.
Modern dünya haritaları da düzdür.
Mercator projeksiyonu kullanmamız Dünya'nın düz olduğunu düşündüğümüz anlamına gelmez.
Orta Çağ T-O haritaları da coğrafyayı modern atlas gibi ölçülü biçimde göstermeyi amaçlamıyordu.
Kudüs'ün merkeze alınması veya doğunun haritanın üstünde bulunması teolojik ve sembolik tercih olabilir.
İnsanlar Antipodlara İnanıyor muydu?
Dünya'nın küresel olduğunu kabul etmek başka bir tartışmayı doğurdu:
Kürenin öteki tarafında insanlar yaşayabilir mi?
Bazı Hıristiyan yazarlar “antipodlar” konusunda teolojik tereddüt yaşadı.
Sorun Dünya'nın şekli değil, insanlığın ortak kökeni ve öteki yarımküreye nasıl ulaşılmış olabileceğiydi.
Bu ayrım önemlidir.
Bir yazar antipodlara karşı çıkıp yine de Dünya'nın küresel olduğunu kabul edebilir.
İslam Dünyasında Dünya'nın Şekli Nasıl Ele Alınıyordu?
Orta Çağ İslam biliminde de küresel Dünya modeli yaygındı.
Astronomlar Dünya'nın çevresini, enlem-boylamı, kıble hesaplarını ve göksel hareketleri küresel astronomi ve geometri çerçevesinde çalıştı.
El-Birûnî gibi bilim insanları Dünya'nın boyutunu hesaplama yöntemleri geliştirdi.
Bu da küresel Dünya bilgisinin yalnızca Batı Avrupa'ya özgü olmadığını gösterir.
Neden Bu Yanlış Bilgi Hâlâ Yaşıyor?
Çünkü iyi bir hikâyedir.
“Orta Çağ karanlıktı, sonra bilim geldi” anlatısı kolay anlaşılır.
Gerçek tarih ise daha karmaşıktır.
Antik bilgi bazen kayboldu, bazen korundu, bazen yeniden keşfedildi, bazen İslam dünyası üzerinden geri geldi, bazen üniversitelerde geliştirildi.
Bu karmaşık süreç yerine “herkes Dünya'yı düz sanıyordu” demek çok daha basittir.
Ama doğru değildir.
Yanlış Bilinenler
Yanlış: Orta Çağ'da herkes Dünya'nın düz olduğunu düşünüyordu.
Doğrusu: Eğitimli kozmoloji geleneğinde küresel Dünya baskındı.
Yanlış: Kilise resmen düz Dünya öğretiyordu.
Doğrusu: Önde gelen Orta Çağ Hıristiyan düşünürleri küresel Dünya modelini kullanıyordu.
Yanlış: Kolomb Dünya'nın yuvarlak olduğunu kanıtladı.
Doğrusu: Bu bilgi yüzyıllardır biliniyordu.
Yanlış: Kolomb'a “kenardan düşersin” dediler.
Doğrusu: Esas tartışma Dünya'nın çevresi ve Asya'ya uzaklıktı.
Yanlış: Küresel Dünya'yı bilmek heliosentrizmi bilmek demektir.
Doğrusu: Orta Çağ kozmolojisi çoğunlukla jeosantrikti.
Kronoloji
Sonuç: Orta Çağ'ın Sorunu Dünya'nın Şekli Değildi
Orta Çağ insanlarının bilimsel bilgisi elbette modern düzeyde değildi.
Fakat onları Dünya'nın kenarından düşmekten korkan insanlar olarak göstermek tarihsel olarak haksız ve yanlıştır.
Eğitimli Avrupa geleneği Aristoteles'i, Batlamyus'u, Macrobius'u, Bede'yi ve Sacrobosco'yu okuyordu.
Dünya'nın küre olması büyük bir sır değildi.
Kolomb'un tartışması da Dünya'nın şekli üzerine değildi.
Asıl tartışma, batıya giderken Asya'ya ulaşmak için ne kadar yol alınacağıydı.
Bu yüzden belki de düzeltilmesi gereken soru şudur:
“Orta Çağ insanları Dünya'yı neden düz sanıyordu?” değil, “Biz neden onların düz sandığını sanıyoruz?”
- Kolomb Amerika'yı Gerçekten Keşfetti mi?
- İskenderiye Kütüphanesi'ni Kim Yaktı?
- Orta Çağ Neden “Karanlık Çağ” Deniyor?
- Kopernik Dünyanın Merkezini Nasıl Değiştirdi?