İskenderiye Kütüphanesi Neden Kuruldu?
İskenderiye, Büyük İskender'in fetihlerinden sonra kurulan Ptolemaios Krallığı'nın başkentiydi.
MÖ 3. yüzyılda Ptolemaios hükümdarları şehri yalnızca siyasi merkez değil, dünyanın bilim ve kültür merkezi yapmak istedi.
Bu amaçla Mouseion adı verilen bir araştırma kurumu oluşturuldu.
Buradaki “mouseion”, modern müze kavramından farklıdır. Bilginlerin çalıştığı, ders verdiği, metinleri karşılaştırdığı, yemek yediği ve araştırma yaptığı bir kurumdu.
Büyük Kütüphane de bu entelektüel çevrenin parçasıydı.
Kaç Kitap Vardı?
Antik kaynaklar çok farklı rakamlar verir.
Yüz binlerce tomar/papirüs rulosundan söz eden metinler vardır. Ancak antik sayıların modern bir kütüphanedeki “kitap sayısı” gibi okunması doğru değildir.
Bir eser birden fazla papirüs rulosuna bölünebilirdi. Ayrıca antik yazarlar büyük kurumların sayılarını abartabiliyordu.
Kesin koleksiyon büyüklüğünü bilmiyoruz.
Yine de İskenderiye'nin antik dünyanın en büyük metin toplama merkezlerinden biri olduğu konusunda kuşku yoktur.
İskenderiye Kütüphanesi'nin tek bir kişi tarafından tek bir günde tamamen yakıldığı gösterilemez. Julius Caesar'ın MÖ 48'deki savaş sırasında çıkardığı yangında çok sayıda kitap veya depo zarar görmüş olabilir. Kütüphane geleneği daha sonra devam etmiş görünür. 3. ve 4. yüzyıllardaki savaşlar ve kurumsal gerileme koleksiyonları daha da zayıflattı. Serapeum 391'de Hıristiyanlar tarafından yıkıldı, fakat o sırada burada ne kadar kitap bulunduğu bilinmez. Kütüphanenin 7. yüzyılda Halife Ömer'in emriyle yakıldığı hikâyesi ise olaydan yüzyıllar sonra ortaya çıkar ve modern tarihçiler tarafından güvenilir kabul edilmez.
Julius Caesar Kütüphaneyi Yaktı mı?
MÖ 48'de Julius Caesar, Mısır iç savaşına karıştı.
İskenderiye'de kuşatma altında kaldığı sırada düşman donanmasının gemilerini ele geçirmesini önlemek için ateşe verdi. Yangın liman çevresindeki yapılara yayıldı.
Antik yazarlar burada çok sayıda kitabın yandığını aktarır. Seneca yaklaşık 40.000 rulodan söz eder. Plutarkhos ise yangının büyük kütüphaneye ulaştığını yazan sonraki kaynaklardan biridir.
Bu nedenle Caesar yangını gerçek tarihsel bir olaydır.
Fakat tartışma şuradadır:
Ana kütüphane tamamen mi yandı, yoksa liman depolarındaki kitaplar mı zarar gördü?
Caesar'dan Sonra Kütüphane Devam Etti mi?
Bu soru, “Caesar her şeyi yaktı” görüşünün en büyük problemidir.
Caesar'dan sonraki dönemlerde İskenderiye'de Mouseion ve kitap koleksiyonları hakkında bilgiler bulunmaya devam eder.
Strabon, Augustus döneminde İskenderiye'yi ziyaret ettiğinde Mouseion'dan söz eder. Daha sonraki kaynaklarda da İskenderiye bilim geleneği yaşamaktadır.
Bu, Caesar yangınının önemsiz olduğu anlamına gelmez. Yangında çok büyük kayıp yaşanmış olabilir.
Fakat kütüphane kültürünün o gün tamamen sona erdiğini söylemek zordur.
Serapeum Nedir?
İskenderiye'de Serapis adlı tanrıya adanmış büyük bir tapınak kompleksi vardı.
Bu yapı Serapeum olarak bilinir.
Antik ve modern kaynaklarda Serapeum'un Büyük Kütüphane'yle bağlantılı ikincil bir kitap koleksiyonuna sahip olduğu sıkça belirtilir. Bazen “kız kütüphane” olarak adlandırılır.
Ancak bu koleksiyonun büyüklüğü ve hangi dönemlere kadar devam ettiği kesin değildir.
391'de Ne Oldu?
Roma İmparatorluğu'nun Hıristiyanlaşması sırasında pagan tapınakları üzerindeki baskı arttı.
MS 391 civarında İskenderiye Patriği Theophilus döneminde Serapeum yıkıldı.
Bu olay kesindir.
Fakat önemli ayrım şudur:
Serapeum'un yıkılması ile Büyük İskenderiye Kütüphanesi'nin tamamen yok edilmesi aynı olay değildir.
O sırada Serapeum'da hâlâ büyük kitap koleksiyonunun bulunup bulunmadığını bilmiyoruz.
Bu nedenle “Hıristiyanlar İskenderiye Kütüphanesi'nin bütün kitaplarını 391'de yaktı” ifadesi, mevcut kanıtların ötesine geçer.
Hypatia'nın Ölümü Kütüphane ile İlgili miydi?
İskenderiyeli Hypatia yaklaşık MS 415'te öldürüldü.
Matematikçi ve filozof olan Hypatia, Hıristiyan bir kalabalık tarafından vahşice öldürüldü. Bu olay İskenderiye'nin geç antik dönemindeki siyasi ve dinî çatışmaların en karanlık örneklerinden biridir.
Fakat Hypatia'nın öldürülmesini “İskenderiye Kütüphanesi'nin yakılması” ile aynı olay gibi sunmak yanlıştır.
Aralarında yaklaşık çeyrek yüzyıl vardır.
Üstelik Hypatia'nın Büyük Kütüphane'nin “son kütüphanecisi” olduğuna dair popüler iddia da güvenilir değildir.
Aurelian'ın Savaşları Kütüphaneyi Etkilemiş Olabilir mi?
- yüzyılda Roma İmparatorluğu büyük kriz yaşadı.
İskenderiye de savaşlardan etkilendi. İmparator Aurelian dönemindeki çatışmalar sırasında kraliyet bölgesinin önemli bölümleri zarar gördü.
Büyük Kütüphane'nin Mouseion'a bağlı ana yapısı hâlâ bu bölgede bulunuyorsa, bu çatışmalar çok ciddi yıkım yaratmış olabilir.
Bu nedenle bazı modern tarihçiler kütüphanenin kurumsal sonunu tek bir yangın yerine Roma dönemindeki uzun gerilemeyle açıklar.
Diocletianus Dönemindeki Yıkım
- yüzyıl başlarında İmparator Diocletianus döneminde de İskenderiye savaş gördü.
Şehir kuşatıldı ve ciddi zarar yaşadı.
Yüzyıllar boyunca süren savaş, ekonomik gerileme, siyasi değişim, kurumların finansman kaybı ve papirüs koleksiyonlarının doğal bozulması birlikte düşünüldüğünde dev bir kütüphanenin hiçbir zaman “tek düğmeyle” yok olması gerekmez.
Müslümanlar İskenderiye Kütüphanesi'ni Yaktı mı?
İskenderiye 7. yüzyılda Arap orduları tarafından fethedildi.
Daha sonra ortaya çıkan ünlü bir hikâyeye göre komutan Amr ibn Âs şehirde büyük bir kütüphane bulur ve ne yapılacağını Halife Ömer'e sorar.
Ömer'in “Kitaplar Kur'an'la aynı şeyi söylüyorsa gereksizdir; farklı söylüyorsa zararlıdır” anlamında bir cevap verdiği ve kitapların hamamlarda yakıt olarak kullanıldığı anlatılır.
Bu hikâye çok ünlüdür.
Fakat tarihsel problemi büyüktür:
Olayı anlatan kaynaklar fetih döneminden yaklaşık altı yüzyıl sonra ortaya çıkar.
- yüzyılın çağdaş veya yakın kaynaklarında bu büyük kitap yakma olayından söz edilmez.
Bu nedenle modern araştırmacıların büyük bölümü hikâyeyi tarihsel olarak güvenilir kabul etmez.
İskenderiye 7. yüzyılda fethedildiği halde, “kitaplar hamamlarda yakıldı” anlatısı esas olarak 12.-13. yüzyıl yazarlarında görünür. Böyle dev bir olayın yüzlerce yıl boyunca çağdaş kaynaklarda sessiz kalması ciddi bir sorundur. Bu nedenle hikâye modern tarihçilikte geç dönemli bir efsane olarak değerlendirilir.
Kütüphane Kaybolunca Antik Bilgi de Tamamen Yok mu Oldu?
Hayır.
Bu da popüler anlatının önemli yanılgılarından biridir.
Antik metinler yalnızca İskenderiye'de tutulmuyordu. Atina, Pergamon, Roma, Antakya, Konstantinopolis ve başka merkezlerde de kitap koleksiyonları vardı.
Metinler kopyalanıyor, farklı kütüphanelere gönderiliyor, özel koleksiyonlarda tutuluyor ve manastırlarda korunuyordu.
Elbette antik edebiyatın çok büyük bölümü kaybolmuştur.
Fakat bunun sebebi tek bir kütüphane yangını değildir.
Papirüs kırılgandır. Metinlerin hayatta kalması için tekrar tekrar kopyalanmaları gerekir. Yüzyıllar içinde kopyalanmayan eserler doğal olarak yok olabilir.
İskenderiye Kütüphanesi Bilimsel Devrimi Geciktirdi mi?
Sık tekrarlanan iddialardan biri şöyledir:
“Eğer İskenderiye Kütüphanesi yanmasaydı insanlık bugün bin yıl ileride olurdu.”
Bu etkileyici ama kanıtlanamaz bir karşı-olgusal tarih varsayımıdır.
Kütüphanede hangi metinlerin bulunduğunu tam bilmiyoruz. Kayıp eserlerin ne ölçüde benzersiz olduğunu da bilmiyoruz.
Teknolojik gelişme yalnızca kitap sayısına bağlı değildir. Ekonomik yapı, siyasi kurumlar, eğitim sistemi, üretim, enerji kaynakları ve toplumsal ihtiyaçlar da önemlidir.
Dolayısıyla “kütüphane yandı ve insanlık bin yıl geriye gitti” ifadesi tarihsel analizden çok modern mitolojiye yakındır.
Gerçekte Ne Kaybettik?
Antik dünyadan günümüze ulaşan eserlerin yalnızca bir bölümü hayatta kalmıştır.
Aiskhylos, Sophokles ve Euripides gibi yazarların eserlerinin büyük kısmı kayıptır. Antik tarihçilerin çok sayıda kitabı günümüze ulaşmamıştır. Bilimsel eserlerin bazıları yalnızca başka yazarların alıntılarından bilinir.
Bu kayıpların bir kısmı savaşlar ve yangınlarla gerçekleşti.
Fakat büyük bölümü yüzyıllar süren kopyalama zincirinin kırılmasıyla açıklanır.
Bu açıdan İskenderiye'nin kaybı tek bir felaketten çok, antik metin kültürünün kırılganlığının sembolüdür.
Neden Herkes Suçlu Arıyor?
Çünkü tek bir suçlu tarih anlatısını kolaylaştırır.
Sezar, Hıristiyan fanatikler, Halife Ömer...
Her dönem kendi ideolojik tartışmasına göre farklı bir suçlu seçmiştir.
Ancak tarihsel gerçeklik çoğu zaman daha karmaşıktır.
Kütüphane muhtemelen MÖ 48'de zarar gördü, sonraki yüzyıllarda kısmen yeniden toparlandı, Roma dönemi krizlerinde zayıfladı, kurumsal önemini kaybetti ve bağlı koleksiyonlar farklı dönemlerde ortadan kalktı.
Tek bir dramatik yangın yerine yüzyıllar süren çözülme modeli mevcut kanıtlarla daha iyi uyuşur.
Yanlış Bilinenler
Yanlış: Julius Caesar kütüphaneyi tek gecede tamamen yok etti.
Doğrusu: Yangın ciddi kayıp yaratmış olabilir; fakat kütüphane geleneği daha sonra devam etmiş görünmektedir.
Yanlış: Hypatia kütüphaneyi savunurken öldürüldü.
Doğrusu: Hypatia'nın ölümü farklı bir siyasi-dinî çatışma bağlamındadır.
Yanlış: Halife Ömer kesin olarak kütüphaneyi yaktırdı.
Doğrusu: Bu anlatı fetih döneminden yüzyıllar sonra ortaya çıkar.
Yanlış: Kütüphane yanınca antik bilginin tamamı yok oldu.
Doğrusu: Antik metinler birçok farklı merkezde kopyalanıyordu.
Yanlış: Kütüphanenin tam olarak hangi gün yok olduğunu biliyoruz.
Doğrusu: Böyle bir tarih yoktur.
Kronoloji
Sonuç: İskenderiye Kütüphanesi'nin Katili Yok, Uzun Bir Ölümü Var
İskenderiye Kütüphanesi'nin hikâyesi tek bir yangından daha trajiktir.
Bir kurum yüzyıllar boyunca savaşlar, siyasi değişimler, ekonomik gerileme, dinî çatışmalar ve kopyalama kültürünün zayıflaması sonucunda kayboldu.
Julius Caesar'ın yangını önemli bir aşamadır. Serapeum'un yıkılması önemli bir aşamadır. Geç antik çağdaki şehir çatışmaları önemlidir.
Fakat elimizde “işte kütüphanenin bütün kitaplarının yandığı gün” diyebileceğimiz tek bir tarih yoktur.
Bu yüzden en sağlam tarihsel cevap şudur:
İskenderiye Kütüphanesi tek bir kişi tarafından yakılmadı; yüzyıllar içinde parçalandı ve ortadan kalktı.
- Hypatia Nasıl Öldürüldü?
- Antik Dünyanın En Büyük Kütüphaneleri
- Babil Kulesi Gerçek miydi?
- Orta Çağ'da İnsanlar Dünya'yı Düz mü Sanıyordu?