Aşıklı Höyük, Aksaray'ın İhsaniye köyü yakınında, Melendiz Nehri kıyısında, MÖ ~8400-7300 arasına tarihlenen, Orta Anadolu'nun bilinen en eski büyük yerleşimlerinden biridir. Çatalhöyük'ten önemli ölçüde önce kurulmuştur ve arkeologlara, "Neolitikleşme" sürecinin — yani avcı-toplayıcılıktan tam yerleşik tarım toplumuna geçişin — henüz tamamlanmadığı, geçiş aşamasındaki bir topluluğu inceleme fırsatı sunar. Halkın beslenmesi hâlâ büyük ölçüde av hayvanlarına (özellikle yaban koyunu) dayanıyordu, ama bitkisel gıdaların da (henüz tam evcilleştirilmemiş tahıllar) düzenli tüketildiği görülüyor.
- Höyükte, birbirine bitişik, dar aralıklı, küçük dikdörtgen kerpiç evler bulundu — bu düzen, sonraki Çatalhöyük'teki "damdan giriş" mimarisinin erken bir öncüsü olarak yorumlanıyor.
- Yerleşim, tahmini 1.000 kişiye varan bir nüfusa sahip olabilir — bu, döneminin en büyük yerleşimlerinden biri olduğu anlamına geliyor.
- Sitede bulunan hayvan kemiklerinin analizi, koyunun bu bölgede evcilleştirme sürecinin erken aşamalarında olduğunu gösteriyor.
- 1989'dan itibaren Ufuk Esin, ardından Mihriban Özbaşaran liderliğinde İstanbul Üniversitesi ekipleri tarafından kazılıyor.
Hâlâ Avcı, Ama Artık Yerleşik
Aşıklı Höyük halkının beslenme düzeni, hâlâ büyük ölçüde avcılığa (özellikle yaban koyunu ve keçi) dayanıyordu — ama bir yandan da bitkisel gıdaları düzenli olarak topluyor, hatta bazı tahılları erken biçimde ekip biçiyor olabilirlerdi. Bu, "tarım aniden başladı" basit anlatısının aksine, sürecin kademeli ve uzun olduğunu gösteren somut bir örnek.
Sıkışık Mimari
Evler, aralarında çok dar geçitler bırakılarak, neredeyse birbirine yapışık inşa edilmişti — bu sıkışıklık, hem toprak/alan verimliliği hem de olası bir güvenlik kaygısını yansıtabilir. Bu düzen, yüzyıllar sonra Çatalhöyük'te görülen "sokaksız, damdan geçişli" mimarinin kavramsal bir öncüsü olarak değerlendiriliyor.
Obsidyen Ticareti
Yakındaki Kapadokya bölgesinin zengin obsidyen (volkanik cam) kaynaklarına yakınlığı, Aşıklı halkının bu değerli malzemeyi işleyip, muhtemelen çevre bölgelerle ticaretini de yaptığını gösteriyor — bu, yerleşik hayatın, sadece tarımla değil, erken bir bölgesel ekonomiyle de ilişkili olduğunu düşündürüyor.
Ufuk Esin'in Öncü Çalışması
Türk arkeolog Ufuk Esin, 1989'da başlattığı kazılarla, Orta Anadolu'nun Neolitik öncesi/erken Neolitik dönemine dair önemli bir boşluğu doldurdu — o zamana kadar bölgenin bu kadar erken bir yerleşik topluluğa sahip olduğu tam olarak bilinmiyordu.
Devam Eden Araştırmalar
Mihriban Özbaşaran liderliğindeki güncel kazılar, sitenin farklı katmanlarını detaylı biçimde belgeleyerek, yerleşik hayata geçişin adım adım nasıl gerçekleştiğine dair Türkiye'nin en zengin veri setlerinden birini oluşturuyor.
Sitenin toplam nüfus tahminleri, farklı hesaplama yöntemlerine göre değişkenlik gösteriyor. Bitkisel gıdaların ne ölçüde "ekilip biçildiği" ya da sadece toplandığı konusunda kesin bir çizgi çekmek zor, veriler kademeli bir süreci gösteriyor.